DUYURUKitap Siparişi Hakkında
Tüm Haberlere Dön
06 Haziran 2026 21:32

ADALETi ARARKEN

ADALETİ ARARKEN "Yemin olsun ki kılıcı boynuma dayasalar da doğru bildiğimden şaşmam, hakikati haykırmaktan asla geri durmam." Zalim Muaviye'nin sömürü ve lüks yaşam şekline ve yönetim şekline isyan ettiği için Rebeze Çölü'ne sürülen Sahabe Ebu Zerr Gifari'ye aitti yukarıdaki sözler. Peki bu sözleri savunan, Müslüman olduktan sonra da söylediği gibi yaşayan Ebu Zerr sağcı olabilir mi? Adı Cundub bin Cunade bin Sekan. Onun asıl işi çobanlıktı. Yeni dinini ve peygamberini tanımak için Mekke'ye gitti; Hz. Ali'nin misafiri oldu ve Hz. Muhammed ile tanışıp iman etti. Muhacir Ebu Zerr ilk Müslümanlardandı. Bağlı bulunduğu Beni Gifar kabilesi 629 yılında Müslüman oldu. Ebu Zerr İslamiyet'in ilk savaşlarında hep bulundu. Hz. Osman'ın iktidarına kadar hiçbir sorun yaşamadı. Sonra duyduğu rahatsızlıkları yüksek sesle söylemeye başladı. Zenginlikleri biriktirenilere cehennem ateşini vaad eden Kur'an'dan ayetler okudu. "Ne zaman yoksulluk bir kapıdan girerse, din başka bir kapıdan çıkıp gider." Ebu Zerr, gittikçe fakirleşen halkın ve adaletin sesi oldu. İlk Sahabelerden olduğu için de halk tarafından çok saygı görüyordu. "Neden halife Osman ipek giyiyor?" "Neden Darüll Hilafe'de en leziz yemeklerle donatılmış sofralar kuruluyor?" Ebu Zerr, Hz. Muhammed'in yaşamından örnekler veriyordu: "Aylar geçiyordu ki Peygamber'in evinde yemek ateşi yanmıyordu. Peygamber'in evinde yemek çoğunlukla su ve hurmaydı. Çoğu zaman açtık, içimizden bir grup her gece onunla yemek yerdi, ne zaman evinde yemek pişirilse bizi misafir ederdi. Arpa unu ve hurmayla yapılan bir yemekti bu..." Hz. Muhammed sedir üzerinde uyumayı severdi. Bir evde üçten fazla sedir bulunması israf sayılırdı. Halı bilinmesine rağmen Peygamber'in evinde yoktu. Hurma dallarından örülmüş bir hasır vardı sadece. Hz. Muhammed, bir lokma bir hırkanın en değerli sembolüydü. Ebu Zerr'in "Neden Halife Osman ipek giyiyor?" sorusu İslam'ın savrulușunu durdurma mücadelesiydi. Ebu Zerr'in devletin hazinesini kullanmasını eleştirilerine karşı koyan Hz. Osman'ın danışmanlarından biri olan Ka'bül Ahbar'dı. Ka'bül Ahbar Yemen Yahudilerinden, sonradan Müslüman olmuştu. Babası Yahudi bir din adamıydı. Ebu Zerr'in eleştirileri karşısında en büyük savunucularındandı. Bir gün Hz. Osman Ahbar'a sordu: "Bir insanın malının zekatını verdikten sonra, onda bir kimsenin hakkı kalır mı?" Ahbar, "Hayır, bir kimse zekatını verdikten sonra dilerse bir kerpiç altından, bir kerpiç gümüşten bile ev yapabilir" diye cevap verdi. Bunun üzerine Ebu Zerr kızarak Bakara suresinden ayet okudu. (2/177) "Yüzlerinizi doğu ve batı yönünde çevirmeniz hayırda iyilik değildir... Sevdiği malını Allah'ı hoşnut etmek için yakınlarına, yetimlere, yoksullara, yolda kalan gariplere, isteyenlere ve boyunduruk altında bulunup hürriyetine kavuşmak isteyen köle ve esirlere verendir." "Ey yalancı Ahbar, benim dinimi sen mi öğreteceksin bana? Allah'ın mal biriktirmeyi yasakladığını ve hayır yolunda bulunmayı emrettiğini görmüyor musun?" Bu, Ebu Zerr'in son itirazı olmuştu. Şam'a sürüldü. Gittiği Şam'da da Emevilerle de anlaşamadı. "Ey Muaviye, eğer bu sarayı kendi paranla yapıyorsan israftır, yok eğer halkın parasıyla yapıyorsan bu ihanettir" dedi. Muaviye Ebu Zerr'i kendi yanına, safına geçirmek için çeşitli yolları, hatta rüşveti bile denedi. Evine davet edip öldürmekle bile tehdit etti. Ama Ebu Zerr'in cevabı katiydi: "Eğer Allah'ın resulünün sünnetine uygun davranırsan seninle sorunum olmaz." Sonunda Şam'dan da sürüldü. Medine'ye geldiğinde yanlış bulduğu her şeyi eleştirmeye devam etti. "Stok edenleri, biriktirenleri azapla müjdele... Altın ve gümüş biriktirap Hak yolunda harcamayanları elim bir azapla müjdele..." gibi ayetleri sık sık ve yüksek sesle okuması başta Hz. Osman ve diğer yöneticileri kızdırdı. Yine sürgünle tehdit edildi. Ve "Osman bana Allah'ın ayetlerini okumamı mı yasaklıyor? Allah'ın emirlerini terk edenleri ayıplamayayım mı? Yemin olsun ki kılıcı boynuma dayasalar da doğru bildiğimden şaşmam, hakikati haykırmaktan asla geri durmam." Yine sürgün edildi. Bu kez sürgün yeri Rebeze Çölü idi. Hz. Ali bu sürgüne karşı çıktı. Hatta ona eşlik etmeleri için oğulları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'i görevlendirdi. Hz. Osman, Ebu Zerr'in başına Mervan ve askerlerini koydu. Bunlar doksan'lı yaşlarına gelmiş Ebu Zerr'in yolculuğunun zor geçmesi için elinden geleni yaptılar. İddiaya göre de askerler tarafından dövülerek öldürüldü. Tarihin her döneminde benzer olaylar yaşandı. Devletin "Baba" ya da "Ana" olması, adil davranması, yurttaşına cömert, besleyen, büyüten, ikram eden, yani "Kerim Devlet" olması için yiğit insanlar adalet, ahlakla, Allah'ın emri ve Resulünün sünneti olarak seslendirmişler; kimi namuslu kalemin, erdemli, inançlı şekilde kendilerini yönetenlere haykırması canlarına mal olmuş, çoğunun özgürlükleri kısıtlanmıştır. Ama ahlaklı olmanın gereği, doğru bildiğini sesli ce söylemeyi gerektirir. "İslam, eğer kapitalist ilişki biçimlerinin payandası ve tüketim toplumunun bir parçası olarak popüler kültürün nesnesi hâline getiriliyorsa, bu Müslümanlık ile kurulan ilişki son derece arızalı demektir." Zira tüm din öğretileri "Güzel Ahlak ve Adalet" üzerine yükselir. Adalet dağıtanların Hakkı kıstas almaları zorunludur. Kararlarının nelere mal olacağını iyi hesap etmeli ve hakkaniyet ile kararlar vermeleri, yargılamalarda taraflara eşit davranmaları evrensel hukukun bir gereği olduğu asla unutulmamalıdır. Dün Ebu Zerr'in sesli haykırışı nasıl susturulmaya, ceza verilmeye çalışıldıysa bugün de haksızlıklara ses çıkaranlar aynı muameleyi görmesin istiyoruz. Asgari ücreti, emekliye verilecek maaş tutarlarını hesaplayanlardan da aynı adaleti bekliyoruz. Bu yüzden Ebu Zerr'e sağcı diyebilir miyiz? Ebu Zerr zamanının devrimcilerindendi! Saygı ve selam ile... MEHMET YILDIZ
Özel sipariş tablo veya eserlerle ilgili detaylı bilgi almak ister misiniz?