DUYURUKitap Siparişi Hakkında
Tüm Haberlere Dön
08 Haziran 2026 01:09

Liseli Sınıf Yerine Bahçede Eylemde…

Liseli gençler neden ayaklandı? Ülkede eğitimin yerlerde sürünmesine, tüm okulları İmam Hatip'leştirmek amaçlı politikalara, yeni bir karayı daha süren başta Milli Eğitim Bakanı olmak üzere, AKP'nin kadroları yeni uygulamaları ile liselilerin tepkisini çekmeye devam ediyor. MEB "Proje Okul" kapsamında aldığı kararlar. MEB, 8 Nisan'da açıkladığı 2025 yılı "Özel Program ve Proje Uygulayan Eğitim Kurumlarına Öğretmen Atama ve Yönetici Görevlendirme" sonuçlarına göre, bu liselerde görev yapan birçok öğretmeni, kendi talepleri dışında görevden alarak norm fazlası statüsüne geçirdi. Peki nedir bu norm fazlası öğretmen? "Norm fazlası öğretmen" terimi, eğitim sisteminde belirli bir okulda veya eğitim kurumunda öğretmen kadrosunun fazla olması durumunda kullanılan bir ifadedir. Her okulun ihtiyaç duyduğu öğretmen sayısı, öğrenci sayısına ve ders ihtiyacına göre belirlenir ve buna "norm kadro" denir. Eğer bir okulda norm kadroya göre fazla sayıda öğretmen bulunursa, bu öğretmenler "norm fazlası" olarak adlandırılır. Norm fazlası öğretmenler, genellikle başka okullara atanabilir ya da geçici görevlerde çalıştırılabilir. 19 Mart'tan bu yana ülkede hemen her yerde hak, hukuk, adalet adı altında sürdürülen protestoların ardından liseliler de bu sürece başka bir sebeple de olsa dâhil oldular. Gençler öğretmenlerinin okullarından alınmasına itirazlarını, okul bahçelerinde oturma eylemleri olarak devam ederlerken, okul dışına da sarkan gösteriler de oldu. Polis? Hep bildiğimiz etkili geri püskürtme metodlarını uygulamaktan geri durmadı. Gençlerin bu haklı haykırışlarına velileri de destek verdi. Öğrenci velileri, "MEB hiçbir objektif kritere dayanmadığını, asıl amacın öğretmenlerin sendikalaşma haklarının engellenmesi olduğunu, ama gençlerin öğretmenlerinin yanlarında olduklarını, kalitesiz sürdürülen eğitimin gençlerin geleceğe olan umutlarını ellerinden aldığını" söylediler. "Gençlerimiz kendi gelecekleri ve öğretmenleri için mücadele ederlerken her zaman onların yanlarında olmayı sürdüreceğiz" dediler. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli geçen yıl haziran ayında yürürlüğe girmişti. Neydi bu övüle övüle bitirileyen model? 2024-2025 eğitim-öğretim yılının başladığı 9 Eylül'den itibaren okul öncesi, 1, 5 ve 9. sınıftan başlamak üzere kademeli şekilde uygulanmaya başlandı. Askıda 10 Mayıs'a kadar bekletilip, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığının kabul sürecinden geçen "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli" onaylandı. Gözünüz aydın. Gözünüz aydın ana babalar. Gözünüz aydın veliler, gözünüz aydın sevgili çocuklar. Başkanlık modeline girerken verilen vaatleri, bu Maarif modelini görünce hatırladım. Verin bu kardeşinize eveti sizi uçursun. Bu kez kampanya Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi kadar etkili yürütülmedi, zira kokusunun daha çabuk çıkacağına, bu maarif modelini hazırlayanlar da muhtemelen inanıyorlardı. Unutmadan bir de kampanya, ya da diğer adı ile askıda kalma sürecinde, bilmem kaç bin öğretmene, onun üç misli öğrenciye, sivil toplum örgütleri, hatta üniversitelerimize sorulmuş, 67 binden fazla konuyla ilgili görüş alındığı, bunun 38 bin kadarının eğitimin paydaşlarından geldiği, Milli Eğitim Bakanlığının tanıtımlarında anlatıldı. Bize de alkışlamak düşer. Bu kez TV'de bilindik yüzler, "Kardeşim ben EVET diyorum sen de var mısın?" diye de sormadılar. Ne futbol yorumcusu şeytanlarından, ne milyon dolarlarını, bankacı, akıllı bir kadına kaptırmış saf futbolcu eskilerinden konu ile ilgili fikir alınmamıştı. Her konuda bilgisi olan ama kendi paralarının yönetimini bilmeyenler kadar eğitim sendikalarından görüş alınmamış, itiraz edenler ise dinlenmemiştir. Ben, en fazla da buna bozuldum. Yukarıda anlatmaya başladığım maarif modelinin ismini hatırladınız mı? "Türkiye Yüzyılı" ifadesi, bir parti ve partili Cumhurbaşkanı'nın 2023 genel seçimlerindeki sloganına atıf yapan bir kavram. (Bu ifadenin modelde kullanılması) Türk Milli Eğitimi'nin birinci temel ilkesi olarak geçen ve genellikle 'eşitlik' olarak bilinen ilkeye gölge düşürmüyor mu? Model, mevcut programlardaki eksiklikleri gidermekten çok ideolojik bir gündemle hazırlandığı izlenimini ilk okunduğunda ele veriyor. Modelin tamamını burada incelemek amacında değilim, ayrıca benim gibi, son 30 yılını Avrupa'nın bir ülkesinde geçiren biri olarak bana mı düşer? Bu da başka bir soru. Müfredatta, "akıl selim", "kalp selim" gibi ifadeler, "erdem-değer-eylem" modeli, evrensel ilkeler, insan hakları ve çocuğun üstün yararını değil de; siyasal iktidarın, siyasal-ideolojik hedeflerini gösteren, tek adam rejiminin yaratmaya çalıştığı insan modelini hedefe alan bir müfredat olduğuna dair kanıt oluşturuyor. Yetkin ve erdemli insan gibi sorgulanması ve somutlaşması mümkün olmayan kavramlar ve değerler, programda sık sık ele alınan eleştirel düşünme, meraklılık, esneklik ve problem çözme gibi becerilerle zıtlık oluşturabilir. Kavramların sınırlarının net olmaması ve tutarlı bir kavramsal çerçevenin bulunmaması, çoğunlukçu, ahlakı dindarlığa indirgeyen eğitim programlarının önünü açabilmesi için özellikle hazırlanmış gibi duruyor. Programda hangi erdemlerin hangi değerlerle ve ne tür yaklaşımlarla eşleştiği "erdem-değer-eylem" tablolarında anlatılıyor. Aralarında adalet, aile bütünlüğü, dürüstlük ve mahremiyetin de olduğu 20 farklı değer üzerinde duruluyor. Ancak değerlerin öğrenciye hangi derste ve nasıl kazandırılacağına ilişkin net bir açıklama yok. Bilimsel eğitim ve akademik başarının önemsizleştirilip, her satırda ahlaklı, erdemli, inançlı birey yetiştirmenin önemine vurgu yapılan, bolca sabır telkin edilen bir program karşımızda. Metinde, 'bilim' sadece 43 kez, 'ahlak' 61 kez, 'erdem' 46 kez, 'değer' ise hepsinden fazla yüzlerce kez kullanılırken, Atatürk ve Cumhuriyet hiç kullanılmamış. İlahiyat terimleri sözlüğünden alınmış gibi, gelişim ve evrim demekten kaçınmak için 'tekamül', bilim yerine 'ilim' kelimelerinin tercih edilmesi, 'belagat', 'kamil insan' vurguları, kendi ideolojilerine uygun bir nesil yetiştirme hedefledikleri anlamına geliyor. Sanki bir tekkede mürit yetiştiriyorlar! Maarif Modeli değil, mürit yetiştirme modeli! Dünyada onlarca çağdaş eğitim modeli, uzun inceleme, testler ile geliştirilmiş, başarıları takdir edilen modellere benzer, bu topraklardaki yapıya uygun bir modelin geliştirilmesi yerine, hiçbir örneğe uymayan bir modeli Milli Eğitim Bakanlığı önümüze getirip koyuyor. Ama bunca uğraşa, bunca doğranmaya, kıyıma rağmen, Tevhid-i Tedrisat Kanunundaki ilkelere, Cumhuriyet, devrim ve ilkelerine bağlı öğretmenlerin, çağdaş eğitime bağlı kalıp, Cumhuriyet ilke ve inkılâplarına bağlı nesiller yetiştireceğine inancımı kaybetmeden, hâlâ umudumukorumak istiyorum. Yazımı Mustafa Kemal Atatürk'ün şu sözleriyle son veriyorum: "Cihan medenî ailesinde sayılır bir mevki sahibi olmak isteyen Türk ulusu, evlatlarına vereceği eğitimi, mektep ve medrese adında birbirinden büsbütün başka iki tür kuruma teslim etmeye hâlâ katlanabilir miydi? Eğitim ve öğretim birleşmedikçe aynı düşüncede, aynı anlayışta bireylerden oluşan millet yapmaya imkân olmaz mıydı?"
Özel sipariş tablo veya eserlerle ilgili detaylı bilgi almak ister misiniz?