DUYURUKitap Siparişi Hakkında
Tüm Haberlere Dön
08 Haziran 2026 01:24

SULTANSUYU Gibi…

Cennete yer bakmak, yer aramak gibi bir zorunluluğum olsaydı, işte burayı, bu 30 bin dönümlük araziyi, Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde 1865 yılında "Sultansuyu Çiftlikât-ı Hümâyûnu" adıyla, dünya yaratıldığından bu yana sessiz sessiz akan Sultan Suyu Çayı'nın içinden geçerek hayat verdiği, Malatya ili, Akçadağ İlçesi'ndeki Sultan Suyu Harası topraklarını seçerdim. Osmanlı buna benzer konularda, özellikle çok özenli davranıp doğru kararlar almıştır. Hayatın olmazsa olmazı su zaten var; o yılların imkânları göz önüne alınırsa, arazi yapısı bir yerden bir yere ulaşıma uygun; iklim ve toprak yapısı keza öyle. Sopayı dikseniz ağaç olur; öylesine bereketli. Adı çiftlik ama öyle böyle değil! Dile kolay, 30 bin dönüm arazi. Dünyanın birçok ülkesinde bu kadar geniş araziye kurulmuş kasabalar var. Eski çağlarda en büyük şehirler için bile çok büyük, göz alabildiğince uzanan topraklar. Sultansuyu Harası denilince, at için ayrı bir başlık atmak gerekli. Sultansuyu Harası kurulurken, Türk ordusunun binek at, keçe, yapağı, buğday gibi ürün ihtiyaçlarını karşılamak hedeflenmişti. Bugünün insanına at sadece yarış koşan ve varlıklı insanların çiftliğinde bulundurduğu bir hayvan gibi gözükebilir. Ancak unutmamak gerekir ki, binlerce yıl at, gücü, dayanıklılığı, hızıyla insanı ve onun yükünü en uzak mesafelere taşıyan hayvanların başında geldi. Bu zarif canlı ordular için savaş meydanlarının tankı, yükleri taşıyan kamyon, tren vagonuydu. İnsanoğlu, at sayesinde oradan oraya dolanıp durdu; onun yoldaşı oldu. Osmanlı'nın son zamanlarında kurulan Sultansuyu Harası yıllar ilerledikçe fayda getiren bir yer olmaktan, kazanç getiren bir yer olmaktan uzaklaşmış, çareler aranmış. 20. yüzyılın başlarında kısa süreliğine de olsa halka açılarak, verimliliğin artırılmasının yolları aranmıştır. Zamanla topçu alayı, kışla gibi askeri birlikler kurulmuş. Genç Cumhuriyet 1928 yılında bu birlikleri kaldırıp "Doğu ve Orta Anadolu vilayetlerinin, at ıslahı ve aynı zamanda çöl karakterine sahip safkan Arap atı yetiştirerek, bu suretle memleket atlarının kan değişikliğini sağlamak, aynı zamanda ordunun ihtiyacı olan hafif süvari bineği atı yetiştirmek amacıyla" bu geniş arazide Sultansuyu Harası'nın kurulmasına karar vermiş. Başlarda Sultansuyu'nda koyunculuk vardı. 12 bin baş koyunun, 25 bin tavuğun olduğu, süt sığırcılığı, damızlık işletmesinin ve elbette Arap atçılığı hizmetinin verildiği bir yerdi. Son yıllarda koyunculuk ve tavukçuluğun kaldırılması, atçılığa ağırlık verilmesi Arap atçılığında Sultansuyu'nu iyi bir noktaya getirdi. Sultansuyu Harası'nın sadece Akçadağ yöresine değil Malatya'ya çok önemli bir katkısı daha olmuştur. 1960'lı yılların sonunda afyon ekimi yasaklanınca Malatya çiftçisi kayısıya yöneldi. Kayısı, bugün sanıldığı gibi, çok fazla dikilmiyordu. Elbette ağaçlar vardı ama ekonomide çok önemli yer teşkil etmezdi. Kayısıcılık yörede ilk Sultansuyu'nda başladı; çiftçiye öğretildi. Bunun yanı sıra arpa, buğday, damızlık hayvan alanında yöre çiftçisi desteklendi. Sultansuyu, tarımsal üretime, hayvancılığa öncülük etti. Hara içerisinde çalışanlar için 1980 yılına kadar sobayla ısıtılan lojmanlar bulunmaktadır. Bu lojmanlarda yaşayan, işletmenin çalışanları, hafta sonlarında topluca sinemaya, tiyatroya, pikniğe gitmek gibi toplu eylemlerde bulunurken, komşuluk değerlerini en üst düzeyde yaşamışlardır. Sultansuyu ilk kuruluşunda Osmanlı ordusuna yün, yapağı, tahıl ve at ihtiyacı için kurulmuştu. Cumhuriyetin ilanı ve sonrası 1928'den itibaren aynı işlevi üstlendi. Ayrıca bölge çiftçisinin damızlık hayvan ve sertifikalı tohum ihtiyacını karşılama amaçlı faaliyette bulundu. Sultansuyu'nun simgesi atlar yarış atı. Yılda iki kez koşu tayı olarak açık arttırmayla satışları yapılır. Sultansuyu'nun elit tayları Bursa Karacabey ve İstanbul Veliefendi'de satışa sunulup işletmeye ciddi gelir sağlıyorlar. Malatya'da sağlıklı yaşam merkezi denilince Sultansuyu ilk sırayı alır. Doğası ve yaşam alanları günümüzden çok özlem duyduğumuz yerlerdir. Yeşili, suları ve doğasıyla ömrümüze ömür katan, günümüze anlam katan huzurdur, mutluluktur, sağlıktır. Geniş bir araziye yayılan Sultansuyu birçok vahşi hayvanı da barındırıyor. Tilki, tavşan, kurt, bu tür yaban hayvanları vardı. Koyunculuk ve tavukçuluk işletmesinin olduğu yıllar kurdun ve tilkinin de bol göründüğü yıllardı. Eskiden hiç domuz görülmezdi. Son yıllarda Malatya'nın birçok yerinde olduğu gibi Sultansuyu'nda da bir domuz varlığı ortaya çıktı. TİGEM'e bağlı Sultansuyu Harası'nda yaşayanların bir çoğu her yıl en az bir küçükbaş hayvan alarak, çocuklarına ev dışında yaşayan hayvanları tanımalarını, sevmelerini öğrettikleri gibi, kasım ayı geldiğinde de bir sonraki yaz aylarına kadar tüketecekleri kavurmalarını da hazırlamış olurlar. Kiminin ise karakovan arıları vardır. Malatya merkezine 27 km yakınlıkta olsa bile, içine girdiğiniz andan itibaren sizi başka bir dünya karşılar. Başta yarışlarda büyük başarılar gösteren Arap Taylarının uzun uzun koşabilecekleri göz alabildiğince geniş alanlar da kendinizi kentin gürültüsünden, ışığa hasret kaldığınız yüksek beton yapılarından uzaklaşarak nefes aldığınızı yeniden keşfedeceğiniz, cennetten bir yerde bulacaksınız. 27 bin dekar arazide bitki ve meyve tarımı yapılırken, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e özgürlüğü, harada yetişen asil atlar gibi tüm ruhunuzda hissedersiniz. Haranın merkezi, Aziziye ve Hamidiye Kışlalarının olduğu yerdir. Hamidiye Kışlası Cumhuriyet döneminde Aygır deposu olarak da anılmıştır. İlki 2020 depremi olmak üzere, ard arda gelen depremlerin etkilediği yapılar arasında, Sultansuyu Harası'nda bulunan yapılar da etkilenmiştir. Görevliler bu eski yapıları, güçlendirmek yoluna gitmeyip, yıkmayı uygun görmüş olmaları benim gibi geldiği toprakları seven ve yaşadığı topraklar ile köprü olmaya çalışan birini de hayli üzmüştür. Sultansuyu Harası'nın Malatya'ya kazandırdıkları bir yana, kurulduğu yeri ve çevresine kattığı estetik güzellik bitmeden sonraki nesillere ulaşmasını temenni ediyorum. Son 50 yıllık betonlaşma hayranlığımıza feda edilmeden, yeşiline yeşil katan, suyunun azalmadığı, içinde koşan atlar gibi özgür günler dileğiyle. Mayıs 2025 Moers
Özel sipariş tablo veya eserlerle ilgili detaylı bilgi almak ister misiniz?